top of page

Doğurganlık (Fertilite) Nasıl Ölçülür? Hangi Testler Yapılır?

  • Yazarın fotoğrafı: İnvitro Laboratuvar
    İnvitro Laboratuvar
  • 22 saat önce
  • 13 dakikada okunur
Doğurganlık (Fertilite) Nasıl Ölçülür? Hangi Testler Yapılır?

Doğurganlık (fertilite), kadın ve erkeğin doğal yollarla gebelik oluşturabilme kapasitesini ifade eder. Doğurganlığın değerlendirilmesi, yalnızca tek bir testle değil; hormon testleri, laboratuvar analizleri, görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde sperm analizi gibi farklı incelemelerin birlikte değerlendirilmesiyle yapılır. Özellikle gebelik planlayan ancak belirli bir süre boyunca sonuç alamayan çiftlerde doğurganlık testleri önemli bilgiler sağlayabilir.


Kadınlarda yaşın ilerlemesi, yumurta rezervinin azalması, hormonal dengesizlikler ve bazı jinekolojik hastalıklar; erkeklerde ise sperm sayısı, hareketliliği ve hormon düzeyleri doğurganlığı etkileyen başlıca faktörler arasında yer alır. Bu nedenle değerlendirme süreci kadın ve erkek için farklı testleri içerebilir.


Bu yazıda doğurganlığın (fertilitenin) nasıl ölçüldüğünü, kadın ve erkeklerde hangi testlerin yapıldığını, AMH testi, hormon testleri, sperm analizi ve diğer değerlendirme yöntemlerinin ne gösterdiğini detaylı olarak ele alacağız. Ayrıca doğurganlık testlerinin ne zaman yapılması gerektiği ve sonuçların nasıl yorumlandığı hakkında da bilgi vereceğiz.



1. Doğurganlık (Fertilite) Nedir?

Doğurganlık (fertilite), kadın ve erkeğin doğal yollarla gebelik elde edebilme yeteneğidir. Sağlıklı bir gebeliğin oluşabilmesi için kadın ve erkek üreme sistemlerinin birlikte ve uyum içinde çalışması gerekir. Bu süreçte yumurtlama, sperm üretimi, döllenme ve embriyonun rahme yerleşmesi gibi birçok biyolojik mekanizma rol oynar.


Doğurganlık yalnızca kadınlarla ilgili bir konu değildir. Gebelik oluşabilmesi için hem kadın hem de erkek üreme sağlığının değerlendirilmesi gerekir. Araştırmalar, gebelik elde edilemeyen çiftlerde nedenlerin yaklaşık üçte birinin kadın, üçte birinin erkek ve kalan kısmının ise her iki eşe ait faktörlerden veya açıklanamayan nedenlerden kaynaklanabileceğini göstermektedir.


Doğurganlık; yaş, genetik yapı, hormon dengesi, yaşam tarzı, kronik hastalıklar ve çevresel faktörlerden etkilenebilir. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan ancak belirli bir süre boyunca gebelik elde edemeyen çiftlerde doğurganlığın laboratuvar testleri ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi önem taşır.


Kadın ve Erkek Fertilitesi Arasındaki Fark Nedir?

Kadın ve erkek doğurganlığı farklı biyolojik süreçlere bağlı olduğu için değerlendirme yöntemleri de birbirinden farklıdır. 


Kadınlarda doğurganlık; yumurta rezervi, düzenli yumurtlama, hormon dengesi ve üreme organlarının sağlıklı çalışmasıyla ilişkilidir. Erkeklerde ise sperm sayısı, hareketliliği, şekli (morfolojisi) ve üreme hormonları ön plandadır.


Kadınlarda doğurganlık değerlendirilirken en sık şu faktörler incelenir:

  • Yumurtalık rezervi

  • Yumurtlama düzeni

  • Hormon düzeyleri

  • Rahim ve yumurtalıkların yapısı

  • Gerekli durumlarda tüplerin açıklığı


Erkeklerde doğurganlık değerlendirilirken ise aşağıdaki kriterler dikkate alınır:

  • Sperm sayısı

  • Sperm hareketliliği

  • Sperm morfolojisi

  • Testosteron ve üreme hormonları

  • Gerekli durumlarda genetik değerlendirmeler


Bu nedenle çocuk sahibi olamayan çiftlerde yalnızca kadının değil, her iki eşin de birlikte değerlendirilmesi doğru tanıya ulaşılması açısından önemlidir.


Doğurganlık Neden Azalır?

Doğurganlığın azalmasının birçok farklı nedeni olabilir. Yaşın ilerlemesi, hormonal bozukluklar, kronik hastalıklar, yaşam tarzı alışkanlıkları ve bazı üreme sistemi hastalıkları hem kadınlarda hem de erkeklerde fertiliteyi olumsuz etkileyebilir.


Doğurganlığın azalmasına neden olabilecek başlıca faktörler şunlardır:


Bu risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip olmak her zaman doğurganlık sorunu olduğu anlamına gelmez. Ancak özellikle 35 yaş altındaki çiftlerde bir yıl, 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise altı ay düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyorsa doğurganlığın değerlendirilmesi önerilir.


2. Doğurganlık (Fertilite) Nasıl Ölçülür?

Doğurganlık (fertilite), kadın ve erkek üreme sistemini değerlendiren laboratuvar testleri, hormon analizleri ve görüntüleme yöntemleri ile ölçülür. Kadınlarda yumurtalık rezervi, yumurtlama düzeni ve hormon seviyeleri incelenirken; erkeklerde sperm analizi ve üreme hormonları değerlendirilir. Gerektiğinde bu testlere ultrason ve genetik incelemeler de eklenebilir.


Doğurganlığın değerlendirilmesi yalnızca tek bir test sonucuna göre yapılmaz. Kişinin yaşı, tıbbi öyküsü, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve gebelik öyküsü birlikte değerlendirilerek uygun testler planlanır. Bu sayede hem doğurganlığı etkileyebilecek nedenler araştırılır hem de gerekli durumlarda tedavi süreci için yol gösterici bilgiler elde edilir.


Kadın ve erkeklerde uygulanan testler farklılık göstermekle birlikte, doğurganlık değerlendirmesinde en sık kullanılan yöntemler şunlardır:


Kadınlarda


Erkeklerde


Bazı kişilerde yalnızca temel hormon testleri yeterli olurken, bazı durumlarda daha kapsamlı incelemelere ihtiyaç duyulabilir. Özellikle gebelik elde edilemeyen çiftlerde hem kadın hem de erkeğin birlikte değerlendirilmesi, sorunun kaynağının doğru şekilde belirlenmesi açısından önem taşır.


3. Kadınlarda Doğurganlığı Değerlendirmek İçin Hangi Testler Yapılır?

Kadınlarda doğurganlık değerlendirmesi; yumurtalık rezervini, yumurtlama düzenini ve üreme hormonlarının dengeli çalışıp çalışmadığını gösteren testlerle yapılır. Bunun yanında, ultrason ile yumurtalıkların yapısı ve yumurta rezervi de değerlendirilir. Tek bir test yerine, farklı testlerin birlikte yorumlanması daha doğru sonuç verir.


Her test farklı bir bilgi sağlar. Örneğin, AMH testi yumurtalık rezervi hakkında bilgi verirken, progesteron testi yumurtlama gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesinde kullanılır. Bu nedenle test sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi, doğurganlık hakkında daha kapsamlı bilgi edinilmesini sağlar.


AMH (Yumurta Rezervi) Testi Nedir? Ne Gösterir?

AMH (Anti-Müllerian Hormon) testi, kadınlarda yumurtalık rezervini değerlendirmek için en sık kullanılan hormon testlerinden biridir. Bu test, yumurtalıklarda bulunan ve gelişimini sürdüren foliküllerden salgılanan AMH hormonunu ölçer. Elde edilen sonuçlar, yumurtalık rezervi hakkında önemli bilgiler sunabilir.


AMH testi, doğurganlık değerlendirmesinde tek başına yeterli olmasa da özellikle aşağıdaki durumlarda sıkça istenir:

  • Gebelik planlayan kadınlarda yumurta rezervinin değerlendirilmesi

  • Tüp bebek tedavisi öncesinde

  • Polikistik over sendromu (PKOS) şüphesinde

  • Yumurtalık rezervinin yaşa göre değerlendirilmesi

  • Kemoterapi veya yumurtalık cerrahisi öncesi ve sonrasında


AMH düzeyinin düşük olması, yumurtalık rezervinin azalmış olabileceğini düşündürebilir. Yüksek olması ise bazı kişilerde polikistik over sendromu ile ilişkili olabilir. Ancak AMH değeri tek başına gebe kalma olasılığını göstermez. Sonuçlar mutlaka yaş, ultrason bulguları ve diğer hormon testleri ile birlikte değerlendirilmelidir.


AMH testi hakkında daha detaylı bilgi almak için "AMH Testi Nedir? Yumurta Rezervi Nasıl Ölçülür?" başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. 


FSH Testi Doğurganlık Hakkında Ne Gösterir?

FSH (Folikül Uyarıcı Hormon) testi, yumurtalıkların çalışma kapasitesini ve yumurta gelişimini değerlendirmek için yapılan hormon testlerinden biridir. Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH hormonu, adet döngüsü boyunca yumurtalıklardaki foliküllerin büyümesini ve olgunlaşmasını destekler.


FSH testi özellikle aşağıdaki durumlarda istenebilir:

  • Yumurtalık rezervinin değerlendirilmesi

  • Adet düzensizliklerinin araştırılması

  • Gebelik planlayan kadınlarda doğurganlık değerlendirmesi

  • Erken menopoz şüphesinde

  • Kısırlık (infertilite) araştırmalarında


FSH düzeyinin normalden yüksek olması, yumurtalık rezervinin azalmış olabileceğini düşündürebilir. Düşük FSH düzeyleri ise hipofiz bezi veya hormon üretimini etkileyen bazı sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir. Ancak FSH testi tek başına değerlendirilmez. Sonuçlar genellikle AMH, LH, Estradiol (E2) ve ultrason bulguları ile birlikte yorumlanır.


LH Testi Nedir? Yumurtlamayı Değerlendirmek İçin Neden Yapılır?

LH (Luteinizan Hormon) testi, yumurtlamanın değerlendirilmesi ve üreme hormonlarının dengeli çalışıp çalışmadığının belirlenmesi amacıyla yapılan önemli hormon testlerinden biridir. LH hormonu, yumurtlama öncesinde yükselerek olgunlaşan yumurtanın serbest bırakılmasını sağlar.


LH testi aşağıdaki durumlarda istenebilir:

  • Yumurtlama problemlerinin araştırılması

  • Adet düzensizliği

  • Polikistik Over Sendromu (PKOS) şüphesi

  • Doğurganlık değerlendirmesi

  • Kısırlık araştırmaları


LH değerleri tek başına kesin bir tanı koydurmaz. Özellikle FSH ile birlikte değerlendirilmesi, hormonal dengenin anlaşılması açısından önemlidir. Bazı kadınlarda LH seviyesinin yüksek olması, polikistik over sendromu gibi hormonal bozuklukların değerlendirilmesinde yol gösterici olabilir.


Estradiol (E2) Testi Nedir? Yumurtalık Fonksiyonları Hakkında Ne Gösterir?

Estradiol (E2) testi, yumurtalıkların hormon üretme kapasitesini ve yumurta gelişimini değerlendirmek amacıyla yapılan bir hormon testidir. Estradiol, kadınlarda en önemli östrojen hormonlarından biridir ve adet döngüsünün düzenli ilerlemesinde önemli rol oynar.


Estradiol testi özellikle şu durumlarda istenir:

  • Yumurtalık fonksiyonlarının değerlendirilmesi

  • Doğurganlık testleri kapsamında

  • Adet düzensizliklerinin araştırılması

  • Menopoz değerlendirmesi

  • Tüp bebek tedavisi öncesinde


Estradiol düzeyi, adet döngüsünün dönemine göre doğal olarak değişebilir. Bu nedenle test sonucunun hangi gün alındığı büyük önem taşır. Estradiol testi çoğu zaman FSH ve LH testleri ile birlikte değerlendirilerek yumurtalık fonksiyonları hakkında daha kapsamlı bilgi elde edilir.


Progesteron Testi Nedir? Yumurtlama Olup Olmadığını Gösterir mi?

Progesteron testi, yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmede kullanılan en önemli hormon testlerinden biridir. Yumurtlama gerçekleştikten sonra oluşan korpus luteum tarafından salgılanan progesteron hormonu, rahmin gebeliğe hazırlanmasına yardımcı olur.


Progesteron testi şu durumlarda istenebilir:

  • Yumurtlamanın değerlendirilmesi

  • Gebelik planlayan kadınlarda doğurganlık incelemesi

  • Adet düzensizlikleri

  • Tekrarlayan gebelik kayıplarının araştırılması

  • İnfertilite değerlendirmesi


Progesteron düzeyinin yeterli olması, genellikle yumurtlamanın gerçekleştiğini düşündürür. Ancak testin doğru zamanda yapılması önemlidir. Bu nedenle progesteron testi çoğunlukla adet döngüsünün ikinci yarısında planlanır.


Prolaktin Testi Gebe Kalmayı Etkiler mi?

Prolaktin hormonunun normalden yüksek olması, yumurtlamayı olumsuz etkileyerek gebe kalmayı zorlaştırabilir. Prolaktin, hipofiz bezinden salgılanan ve doğum sonrası süt üretimini sağlayan hormondur. Ancak gebelik dışında yüksek seyretmesi hormonal dengeyi bozabilir.


Prolaktin testi aşağıdaki durumlarda istenir:

  • Adet düzensizlikleri

  • Yumurtlama problemleri

  • Gebe kalmada güçlük

  • Göğüsten süt gelmesi (galaktore)

  • İnfertilite değerlendirmesi


Yüksek prolaktin düzeyleri yumurtlamayı baskılayabilir ve adet düzensizliklerine neden olabilir. Ancak stres, bazı ilaçlar ve farklı sağlık sorunları da prolaktin seviyelerini etkileyebilir. Bu nedenle sonuçlar diğer hormon testleriyle birlikte değerlendirilmelidir.


TSH ve Tiroid Testleri Nedir? Doğurganlığı Nasıl Etkiler?

Tiroid hormonları, üreme sistemi ve hormon dengesi üzerinde önemli etkilere sahiptir. Bu nedenle doğurganlık değerlendirmesinde yalnızca üreme hormonları değil, TSH başta olmak üzere tiroid fonksiyon testleri de incelenebilir.


TSH testi özellikle şu durumlarda istenir:

  • Gebelik planlayan kadınlarda

  • Adet düzensizliği olan kişilerde

  • Tekrarlayan düşük öyküsünde

  • Açıklanamayan kısırlık durumlarında

  • Tiroid hastalığı şüphesinde


Tiroid hormonlarının normalden düşük veya yüksek çalışması yumurtlama düzenini etkileyebilir ve gebelik oluşmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi, doğurganlık incelemesinin önemli bir parçasıdır.


Tiroid hastalıklarının kadınlarda neden daha sık görüldüğü, hangi belirtilerle ortaya çıktığı ve tanı sürecinde hangi laboratuvar testlerinden yararlanıldığı hakkında daha detaylı bilgi almak için "Kadınlarda Tiroit Hastalıkları Neden Daha Sık Görülür? Hangi Testler Yapılmalı?" başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.


Ultrason ile Yumurta Rezervi (AFC) Nasıl Değerlendirilir?

Antral Folikül Sayımı (AFC), ultrason ile yumurtalıklarda bulunan küçük foliküllerin sayılmasını sağlayan bir değerlendirme yöntemidir. Yumurta rezervi hakkında bilgi veren bu yöntem, özellikle AMH testi ile birlikte değerlendirildiğinde daha kapsamlı sonuçlar sunar.


AFC değerlendirmesi aşağıdaki durumlarda sıkça yapılır:

  • Gebelik planlayan kadınlarda

  • Tüp bebek tedavisi öncesinde

  • Yumurtalık rezervinin değerlendirilmesinde

  • Erken menopoz şüphesinde

  • İnfertilite araştırmalarında


Ultrason sırasında her iki yumurtalıkta bulunan küçük foliküller sayılır ve kişinin yaşı ile birlikte değerlendirilir. Antral folikül sayısının düşük olması yumurtalık rezervinin azalmış olabileceğini düşündürebilir. Ancak AFC sonucu da tek başına yeterli değildir. En doğru değerlendirme, AMH testi, hormon analizleri ve klinik bulgular birlikte incelenerek yapılır.


Doğurganlık Testleri

4. Erkeklerde Doğurganlığı Değerlendirmek İçin Hangi Testler Yapılır?

Erkeklerde doğurganlık değerlendirmesi; sperm kalitesini, üreme hormonlarını ve gerekli durumlarda genetik faktörleri inceleyen testlerle yapılır. Gebeliğin oluşabilmesi için yalnızca sperm sayısının yeterli olması değil, spermlerin hareketliliği, yapısı ve döllenme yeteneği de önem taşır.

Erkek infertilitesinin değerlendirilmesinde en sık kullanılan testler şunlardır:

  • Spermiogram (Sperm Analizi)

  • FSH, LH ve Testosteron Testleri

  • Gerekli durumlarda genetik testler


Bu testler birlikte değerlendirilerek doğurganlığı etkileyebilecek olası nedenler araştırılır ve gerektiğinde ileri incelemeler planlanabilir.


Spermiogram (Sperm Analizi) Nedir, Ne İşe Yarar?

Spermiogram (sperm analizi), erkek doğurganlığını değerlendirmek için yapılan temel laboratuvar testidir. Bu test sayesinde sperm sayısı, hareketliliği, şekli (morfolojisi), hacmi ve diğer önemli parametreler değerlendirilir.


Spermiogram testi özellikle aşağıdaki durumlarda istenir:

  • Bir yıl boyunca korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması

  • Varikosel şüphesi

  • Üreme sistemi hastalıklarının değerlendirilmesi

  • Tüp bebek veya yardımcı üreme tedavileri öncesinde

  • Vazektomi sonrası kontrol amacıyla


Sperm analizinde en sık değerlendirilen parametreler şunlardır:

  • Sperm sayısı

  • Sperm hareketliliği (motilite)

  • Sperm şekli (morfoloji)

  • Semen hacmi

  • pH değeri

  • Lökosit varlığı


Tek bir spermiogram sonucu her zaman kesin değerlendirme için yeterli olmayabilir. Ateşli hastalıklar, stres, kullanılan ilaçlar ve yaşam tarzı gibi faktörler sonuçları etkileyebileceği için gerektiğinde test belirli bir süre sonra tekrar edilebilir.


FSH, LH ve Testosteron Testleri Erkek Doğurganlığında Ne Gösterir?

Erkeklerde doğurganlığın değerlendirilmesinde sperm analizinin yanı sıra FSH, LH ve testosteron hormonları da incelenebilir. Bu hormonlar sperm üretiminin düzenlenmesinde ve testis fonksiyonlarının değerlendirilmesinde önemli rol oynar.


Bu hormon testleri özellikle;

  • Sperm sayısının düşük olması

  • Azospermi (menide sperm bulunmaması)

  • Cinsel istekte azalma

  • Sertleşme problemleri

  • Testis fonksiyon bozukluğu şüphesi


gibi durumlarda istenebilir.

  • FSH, testislerde sperm üretimini kontrol eden hormondur. Normalden yüksek veya düşük olması sperm üretimini etkileyen bazı sorunlara işaret edebilir.

  • LH, testosteron üretimini uyaran hormondur. LH düzeyleri, testosteron ile birlikte değerlendirilerek hormonal dengenin anlaşılmasına yardımcı olur.

  • Testosteron, erkek üreme sağlığında temel rol oynayan hormondur. Düşük testosteron düzeyleri yalnızca cinsel fonksiyonları değil, sperm üretimini de olumsuz etkileyebilir.


Bu hormonların değerlendirilmesi, spermiogram sonuçları ile birlikte yapıldığında doğurganlığı etkileyen nedenlerin belirlenmesine önemli katkı sağlar.


Gerekli Durumlarda Genetik Testler

Bazı erkeklerde doğurganlık sorunlarının altında genetik nedenler bulunabilir. Özellikle sperm sayısının çok düşük olduğu veya hiç sperm bulunmadığı durumlarda genetik testler istenebilir.


Genetik değerlendirme aşağıdaki durumlarda önerilebilir:

  • Azospermi

  • Şiddetli sperm sayısı düşüklüğü

  • Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları

  • Ailede genetik hastalık öyküsü

  • Doğuştan üreme sistemi anomalileri


En sık uygulanan genetik incelemeler arasında kromozom analizi (karyotip) ve Y kromozomu

mikrodelesyon testi yer alır. Gerekli görülen bazı durumlarda farklı genetik testler de planlanabilir.

Genetik testler her erkekte rutin olarak yapılmaz. Bu incelemeler, hekim tarafından gerekli görülen durumlarda istenir ve diğer laboratuvar sonuçları ile birlikte değerlendirilir.


5. AMH Testi Tek Başına Doğurganlığı Gösterir mi?

AMH testi tek başına doğurganlığı göstermez. AMH testi yalnızca yumurtalık rezervi hakkında bilgi verir ve kadının sahip olduğu yumurta sayısı hakkında fikir edinilmesine yardımcı olur. Ancak gebelik oluşabilmesi için yalnızca yumurta rezervi değil; yumurtlama düzeni, tüplerin açıklığı, rahim sağlığı, hormon dengesi ve erkek faktörü gibi birçok unsur birlikte değerlendirilmelidir.


Örneğin AMH değeri normal olan bir kadında farklı nedenlere bağlı olarak gebelik oluşmayabilir. Benzer şekilde AMH değeri düşük olan bazı kadınlar doğal yollarla gebelik elde edebilir. Bu nedenle AMH sonucunun tek başına yorumlanması doğru değildir.


Doğurganlığın değerlendirilmesinde AMH testi genellikle;

ile birlikte değerlendirilir.


Bu bütüncül yaklaşım sayesinde yumurtalık rezervi ve üreme sağlığı hakkında daha doğru bir değerlendirme yapılabilir.


6. Doğurganlık Testleri Ne Zaman Yapılmalı?

Doğurganlık testleri, gebelik planlanmasına rağmen belirli bir süre boyunca gebelik oluşmadığında veya doğurganlığı etkileyebilecek bir sağlık sorunu bulunduğunda yapılmalıdır. Bununla birlikte bazı kişilerde herhangi bir şikâyet olmasa bile yaş, tıbbi öykü veya risk faktörleri nedeniyle doğurganlık değerlendirmesi önerilebilir.


Genel olarak;

  • 35 yaşın altındaki çiftlerde, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik oluşmuyorsa

  • 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise 6 ay içinde gebelik elde edilemiyorsa

doğurganlık açısından değerlendirme yapılması önerilir.


Bunun dışında aşağıdaki durumlarda da doğurganlık testleri istenebilir:

  • Adet düzensizliği veya yumurtlama problemleri bulunması

  • Polikistik Over Sendromu (PKOS) tanısı olması

  • Endometriozis şüphesi veya tanısı bulunması

  • Tekrarlayan gebelik kayıpları yaşanması

  • Erken menopoz öyküsü veya yumurtalık rezervi şüphesi

  • Kemoterapi veya radyoterapi öyküsü bulunması

  • Erkekte sperm sayısı veya kalitesiyle ilgili şüphe olması

  • Ailede erken menopoz veya genetik hastalık öyküsü bulunması


Doğurganlık değerlendirmesi yalnızca gebelik elde edilemediğinde yapılan bir inceleme değildir. Çocuk sahibi olmayı ilerleyen yıllara ertelemeyi planlayan ve üreme sağlığı hakkında bilgi almak isteyen kişiler de doktor önerisi doğrultusunda doğurganlık testlerini yaptırabilir.


7. Doğurganlık Testleri Aç Karnına mı Yapılır?

Doğurganlık değerlendirmesinde kullanılan tüm testler aç karnına yapılmaz. Açlık gereksinimi, yapılacak testin türüne göre değişebilir. Bu nedenle test öncesinde laboratuvardan veya doktorunuzdan bilgi almanız önemlidir.


Örneğin AMH testi için genellikle aç kalmaya gerek yoktur ve test adet döngüsünün herhangi bir gününde yapılabilir. Buna karşılık aynı gün biyokimya testi, açlık kan şekeri veya insülin gibi farklı laboratuvar testleri de planlanıyorsa açlık istenebilir.


En sık kullanılan doğurganlık testleri için genel durum şu şekildedir:


Test

Açlık Gerekir mi?*

AMH Testi

Hayır

FSH Testi

Genellikle hayır

LH Testi

Genellikle hayır

Estradiol (E2)

Genellikle hayır

Progesteron

Hayır

Prolaktin

Genellikle açlık gerekmez, sabah saatleri tercih edilebilir.

TSH

Hayır

Spermiogram

Açlık gerekmez. Ancak belirli süre cinsel perhiz önerilir.


8. Doğurganlık Testleri Adetin Kaçıncı Günü Yapılır?

Doğurganlık değerlendirmesinde kullanılan hormon testleri, adet döngüsünün farklı günlerinde yapılabilir. En doğru zaman, değerlendirilecek hormona göre değişir. Bu nedenle testlerin uygun zamanda yapılması sonuçların doğru yorumlanması açısından önemlidir.

Aşağıdaki tablo, en sık kullanılan doğurganlık testlerinin hangi dönemde yapıldığını özetlemektedir:


Test

Genellikle Yapıldığı Dönem

AMH

Adet döngüsünün herhangi bir günü

FSH

Adetin 2. veya 3. günü

LH

Adetin 2. veya 3. günü

Estradiol (E2)

Adetin 2. veya 3. günü

Progesteron

Yumurtlamadan yaklaşık 7 gün sonra (genellikle 21. gün)*

Prolaktin

Doktorun uygun gördüğü zamanda

TSH

Adet gününden bağımsız olarak


*28 günlük düzenli adet döngüsü olan kadınlar için genel bir örnektir. Test zamanı kişiye göre değişebilir.

Bazı testler adet döngüsünün belirli günlerinde yapılırken, AMH testi gibi bazı hormonlar döngüden büyük ölçüde etkilenmez. Bu nedenle hangi testin ne zaman yapılacağına doktor tarafından karar verilmesi en doğru yaklaşımdır.


Doğurganlık Testleri

9. Doğurganlık Testi Sonuçları Nasıl Yorumlanır?

Doğurganlık testleri tek tek değil, bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Her test üreme sağlığının farklı bir yönü hakkında bilgi verir. Bu nedenle yalnızca tek bir sonuca bakılarak doğurganlık hakkında kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.


Aşağıdaki tablo, doğurganlık değerlendirmesinde sık kullanılan testlerin genel olarak neyi gösterdiğini özetlemektedir.


Test

Genel Referans Değeri*

Sonuç Ne Anlama Gelebilir?

AMH

1,0–3,5 ng/mL (üreme çağı için genel kabul gören aralık)

Düşük değer yumurtalık rezervinin azaldığını, yüksek değer ise PKOS gibi durumları düşündürebilir.

FSH

3–10 mIU/mL (adetin 2–3. günü)

Yüksek FSH yumurtalık rezervinin azaldığını düşündürebilir.

LH

2–12 mIU/mL (foliküler faz)

Yüksek LH, özellikle PKOS gibi hormonal bozukluklarda görülebilir.

Estradiol (E2)

25–75 pg/mL (adetin 2–3. günü)

Yumurtalık fonksiyonları ve folikül gelişimi hakkında bilgi verir.

Progesteron

>10 ng/mL (yumurtlama sonrası/luteal faz)

Yeterli düzeyler genellikle yumurtlamanın gerçekleştiğini düşündürür.

Prolaktin

5–25 ng/mL

Yüksek prolaktin yumurtlamayı baskılayabilir ve gebe kalmayı zorlaştırabilir.

TSH

0,4–4,0 mIU/LGebelik planlayan kadınlarda ideal: 0,5–2,5 mIU/L

Tiroid fonksiyon bozuklukları doğurganlığı olumsuz etkileyebilir.

Spermiogram (WHO 2021)

Hacim ≥1,4 mLSperm konsantrasyonu ≥16 milyon/mLToplam sperm sayısı ≥39 milyonToplam hareketlilik ≥42%İleri hareketlilik ≥30%Normal morfoloji ≥4%

Bu değerler erkek doğurganlığının değerlendirilmesinde kullanılan temel referans kriterleridir.


Yukarıdaki referans aralıkları genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Referans değerleri laboratuvarın kullandığı analiz yöntemine, yaşa, cinsiyete ve özellikle adet döngüsünün dönemine göre değişiklik gösterebilir. Test sonuçları mutlaka hekim tarafından diğer laboratuvar bulguları ve klinik değerlendirme ile birlikte yorumlanmalıdır. 


10. İnvitro Laboratuvarı'nda Doğurganlık Testleri

Doğurganlığın değerlendirilmesi, yalnızca tek bir laboratuvar testine değil; kişinin sağlık öyküsü, yaşı ve gerekli görülen hormon analizlerinin birlikte değerlendirilmesine dayanır. Bu süreçte doğru zamanda yapılan testler, üreme sağlığı hakkında önemli bilgiler sağlayabilir ve gerekli durumlarda ileri değerlendirmelere yön verilmesine yardımcı olabilir.


İnvitro Laboratuvarı'nda kadın ve erkek doğurganlığının değerlendirilmesinde kullanılan birçok laboratuvar testi güvenilir analiz yöntemleriyle gerçekleştirilmektedir. İhtiyaca göre AMH, FSH, LH, Estradiol (E2), Progesteron, Prolaktin, TSH ve diğer üreme hormonu testleri uygulanabilir. Erkeklerde ise gerekli durumlarda spermiogram (sperm analizi) ve hormon testleri ile değerlendirme yapılabilir.


Hangi testlerin yapılacağı; yaş, tıbbi öykü, adet düzeni, gebelik planı ve doktor değerlendirmesine göre değişebilir. Bu nedenle testlerin doğru zamanda planlanması ve sonuçların uzman hekim tarafından birlikte yorumlanması önemlidir.


11. Doğurganlık (Fertilite) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Doğurganlık testi yaptırmak için evli olmak gerekir mi?

Hayır. Doğurganlık değerlendirmesi yalnızca evli çiftlere yönelik değildir. Çocuk sahibi olmayı planlayan veya üreme sağlığı hakkında bilgi almak isteyen kişiler de doktor önerisi doğrultusunda gerekli testleri yaptırabilir.


2. Doğurganlık testi kimlere yapılır?

Bir yıl boyunca düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmayan 35 yaş altındaki çiftlere, 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise altı ay sonunda değerlendirme önerilir. Ayrıca adet düzensizliği, tekrarlayan düşük, polikistik over sendromu (PKOS) veya sperm problemi şüphesi bulunan kişilerde de doğurganlık testleri istenebilir.


3. Doğurganlık testleri ağrılı mıdır?

Hayır. Hormon testleri kan örneği alınarak yapılır ve genellikle birkaç dakika sürer. Ultrason incelemesi veya sperm analizi de ağrılı işlemler değildir.


4. AMH testi adetin kaçıncı günü yapılır?

AMH testi, diğer birçok hormon testinin aksine adet döngüsünün herhangi bir gününde yapılabilir. Ancak farklı testlerle birlikte planlanıyorsa doktorunuz farklı bir zamanlama önerebilir.


5. Doğurganlık testleri tek günde tamamlanabilir mi?

Yapılacak testlere bağlı olarak birçok laboratuvar testi aynı gün gerçekleştirilebilir. Ancak bazı hormon testlerinin adet döngüsünün belirli günlerinde yapılması gerektiğinden değerlendirme süreci birkaç güne yayılabilir.


6. Erkek doğurganlığı nasıl değerlendirilir?

Erkek doğurganlığı öncelikle spermiogram (sperm analizi) ile değerlendirilir. Gerekli durumlarda FSH, LH ve testosteron gibi hormon testleri ile genetik incelemeler de yapılabilir.


7. Sperm analizi öncesinde nelere dikkat edilmelidir?

Spermiogram testi öncesinde genellikle 2–7 gün cinsel perhiz önerilir. Ayrıca ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar ve yaşam tarzı faktörleri test sonuçlarını etkileyebileceği için test öncesinde laboratuvarın bilgilendirmelerine uyulmalıdır.


8. Sigara ve alkol doğurganlığı etkiler mi?

Evet. Sigara ve aşırı alkol tüketimi hem kadınlarda hem de erkeklerde üreme sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu alışkanlıklar yumurta ve sperm kalitesini azaltabileceği gibi gebelik oluşma olasılığını da düşürebilir.


9. Doğurganlık testleri normal çıkarsa yine de gebelik oluşmayabilir mi?

Evet. Laboratuvar sonuçlarının normal olması her zaman gebelik oluşacağını garanti etmez. Gebelik; kadın ve erkek üreme sağlığı, yaş, yaşam tarzı ve birçok farklı faktörün birlikte etkilediği bir süreçtir. Bu nedenle sonuçlar uzman hekim tarafından bütüncül olarak değerlendirilmelidir.


10. 35 yaşından sonra doğurganlık testi yaptırmak gerekir mi?

35 yaşından sonra kadınlarda yumurtalık rezervi yaşa bağlı olarak azalmaya başlayabilir. Bu nedenle gebelik planlayan ve özellikle altı ay boyunca korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen kadınlarda doğurganlık değerlendirmesi önerilir.


12. İletişim ve Destek

Doğurganlık, kadın ve erkek üreme sağlığını birlikte değerlendirmeyi gerektiren çok yönlü bir süreçtir. Bu yazıda doğurganlığın nasıl ölçüldüğünü, hangi laboratuvar testlerinin uygulandığını, kadın ve erkeklerde kullanılan değerlendirme yöntemlerini ve test sonuçlarının nasıl yorumlandığını detaylı olarak ele aldık. Erken dönemde yapılan doğru değerlendirmeler, gebelik planlaması sürecinde yol gösterici olabilir.


İnvitro Laboratuvarı'nda kadın ve erkek doğurganlığının değerlendirilmesinde kullanılan hormon testleri ve diğer laboratuvar analizleri, kalite standartlarına uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Testler hakkında detaylı bilgi almak veya sizin için uygun laboratuvar değerlendirmesi konusunda destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Size en kısa sürede ulaşabilmemiz ve sorularınızı yanıtlayabilmemiz için 0216 414 44 55 numaralı telefondan bize ulaşabilir veya invitro@invitro.com.tr adresine e-posta göndererek destek alabilirsiniz.


Referanslar:

Yorumlar


bottom of page