Reflü Neden Olur? Hangi Testler Yapılmalı?
- İnvitro Laboratuvar

- 23 saat önce
- 15 dakikada okunur

Yemeklerden sonra göğüste veya mide bölgesinde yanma, ağza acı ya da ekşi su gelmesi, boğazda rahatsızlık hissi veya gece yatınca artan öksürük gibi şikâyetler günlük yaşamda oldukça sık görülebilir. Bazen ağır bir öğünden sonra kısa süreli ortaya çıkan bu belirtiler, bazı kişilerde düzenli olarak tekrarlayarak yaşam kalitesini etkileyebilir.
Bu şikâyetlerin en sık düşünülen nedenlerinden biri reflüdür. Ancak her mide yanması veya hazımsızlık reflü anlamına gelmez. Gastrit, ülser ve farklı sindirim sistemi hastalıkları da benzer belirtilere yol açabilir. Bu nedenle özellikle uzun süredir devam eden veya sık tekrarlayan şikâyetlerde nedenin doğru şekilde değerlendirilmesi önemlidir.
Reflü tanısı her zaman tek bir testle konulmaz. Belirtilerin özellikleri ve kişinin sağlık öyküsü değerlendirilerek gerekli durumlarda endoskopi, 24 saatlik pH metre, pH-impedans veya özofagus manometrisi gibi incelemeler planlanabilir. Kan tahlili ve biyokimya testleri ise reflüyü doğrudan göstermez; ancak benzer şikâyetlere neden olabilecek veya reflüye eşlik edebilecek farklı sağlık sorunlarının değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Bu yazımızda reflünün neden oluştuğunu, belirtilerini, reflü şüphesinde hangi testlerin yapılabileceğini, reflünün kan tahlilinde görülüp görülemeyeceğini ve Helicobacter pylori ile reflü arasındaki ilişkiyi detaylı şekilde ele alıyoruz.
1. Reflü Nedir?
Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçması durumudur. Zaman zaman ortaya çıkan reflü oldukça yaygındır. Ancak mide içeriğinin geri kaçması sık tekrarlıyor, kişide belirgin şikâyetlere neden oluyor veya yemek borusunda hasara yol açıyorsa gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) açısından değerlendirme gerekebilir.
Normalde yutulan besinler yemek borusundan geçerek mideye ulaşır. Yemek borusunun mideyle birleştiği bölgede alt özofagus sfinkteri adı verilen kas yapısı bulunur. Bu yapı, besinlerin mideye geçişinden sonra kapanarak mide içeriğinin yemek borusuna geri dönmesini engellemeye yardımcı olur.
Ancak bu kas yeterince kapanmadığında veya uygun olmayan zamanlarda gevşediğinde mide içeriği yukarı doğru kaçabilir. Mide içeriğinde bulunan asit, yemek borusunun iç yüzeyiyle temas ettiğinde yanma ve tahriş oluşturabilir.
Reflünün en bilinen belirtisi göğüs kemiğinin arkasında hissedilen yanmadır. Bununla birlikte, reflü yalnızca mide veya göğüs bölgesinde belirti oluşturmaz. Bazı kişilerde ağza acı-ekşi sıvı gelmesi, boğazda yanma, ses kısıklığı, kronik öksürük veya yutma sırasında rahatsızlık gibi farklı şikâyetler de görülebilir.
Burada önemli olan nokta, ara sıra yaşanan reflü ile sürekli tekrarlayan gastroözofageal reflü hastalığını birbirinden ayırmaktır. Özellikle belirtiler sıklaşıyor, gece uykusunu etkiliyor veya günlük yaşamı zorlaştırıyorsa değerlendirme yapılması önemlidir.
2. Reflü Neden Olur?
Reflünün temelinde çoğunlukla mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasını önleyen mekanizmaların yeterince çalışmaması bulunur. Özellikle alt özofagus sfinkterinin zayıflaması veya uygun olmayan zamanlarda gevşemesi, reflü oluşumunda önemli rol oynar.
Ancak reflü tek bir nedene bağlı gelişmez. Kişinin anatomik özellikleri, vücut ağırlığı, gebelik, sigara kullanımı, kullanılan bazı ilaçlar ve beslenme alışkanlıkları reflü oluşumunu veya mevcut şikâyetlerin artmasını etkileyebilir.
Reflü riskini veya belirtilerini artırabilecek başlıca faktörler şunlardır:
Alt özofagus sfinkterinin yeterince kapanmaması: Yemek borusunun alt bölümündeki kas yapısının zayıflaması veya uygun olmayan zamanlarda gevşemesi, mide içeriğinin yukarı kaçmasını kolaylaştırabilir.
Mide fıtığı (hiatal herni): Midenin üst bölümünün diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru ilerlemesi, yemek borusu ile mide arasındaki doğal bariyerin çalışma düzenini etkileyebilir. Hiatal hernisi olan herkeste reflü görülmez, ancak reflü gelişimini kolaylaştırabilir.
Fazla kilo ve obezite: Karın içi basıncının artması mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasını kolaylaştırabilir. Özellikle karın çevresindeki yağlanmanın artması reflü şikâyetleriyle ilişkili olabilir.
Gebelik: Gebelik döneminde hormonal değişiklikler ve büyüyen rahmin karın içi basıncını artırması nedeniyle reflü daha sık görülebilir. Özellikle gebeliğin ilerleyen dönemlerinde mide yanması ve ağza acı su gelmesi gibi belirtiler artabilir.
Sigara kullanımı: Sigara, alt özofagus sfinkterinin çalışma düzenini etkileyebilir ve reflü şikâyetlerini artırabilir.
Bazı ilaçların kullanılması: Bazı ilaçlar yemek borusu ile mide arasındaki kas yapısını veya sindirim sistemini etkileyerek reflü belirtilerini artırabilir. Düzenli kullanılan ilaçlar varsa, bunların doktor değerlendirmesi sırasında belirtilmesi önemlidir.
Büyük porsiyonlarla yemek: Midenin fazla miktarda yiyecekle dolması mide içi basıncını artırarak içeriğin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırabilir.
Yemekten hemen sonra yatmak: Yemek sonrasında kısa süre içerisinde uzanmak veya uyumak, yerçekiminin koruyucu etkisini azaltarak reflünün ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.
Geç saatlerde yemek yemek: Özellikle yatmaya yakın saatlerde büyük ve ağır öğünlerin tüketilmesi gece reflüsünü artırabilir.
Bu faktörlerin etkisi kişiden kişiye değişebilir. Bir kişide belirgin reflü şikâyetine yol açan durum, başka bir kişide herhangi bir belirti oluşturmayabilir. Bu nedenle reflünün nedenini değerlendirirken yalnızca beslenme değil, kişinin genel sağlık durumu ve yaşam alışkanlıkları da birlikte ele alınmalıdır.
Hangi Yiyecekler Reflüyü Tetikleyebilir?
Reflü şikâyetleri bazı yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinden sonra artabilir. Ancak herkeste aynı besinler reflüyü tetiklemez. Bu nedenle kişinin hangi yiyeceklerden sonra şikâyetlerinin arttığını takip etmesi önemlidir.
Reflü şikâyetlerini artırabilen yiyecek ve içecekler arasında şunlar bulunabilir:
Yağ oranı yüksek ve kızartılmış yiyecekler
Çok baharatlı yemekler
Çikolata
Kahve ve diğer kafeinli içecekler
Alkollü içecekler
Gazlı içecekler
Domates ve domates içeren soslar
Narenciye ve diğer asidik yiyecekler
Nane içeren ürünler
Çok yağlı öğünler
Kişiye özel olarak şikâyetleri artıran diğer besinler
Özellikle yüksek yağ içeren büyük öğünler midenin boşalma süresini etkileyebilir ve reflü şikâyetlerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Benzer şekilde, kahve, çikolata veya asidik gıdalar bazı kişilerde belirgin şikâyetlere yol açarken bazı kişiler bunları sorunsuz şekilde tüketebilir.
Bu nedenle reflüsü olan herkesin beslenmesinden aynı yiyecekleri tamamen çıkarması doğru bir yaklaşım değildir. Daha yararlı olan, belirtilerin hangi öğünlerden ve hangi besinlerden sonra ortaya çıktığını takip etmek ve gerekli durumlarda doktor veya diyetisyen desteğiyle kişiye uygun bir beslenme düzeni oluşturmaktır.
3. Reflü Belirtileri Nelerdir?
Reflünün en sık görülen belirtileri göğüs kemiğinin arkasında yanma hissi ve mide içeriğinin ağza veya boğaza doğru gelmesidir. Ancak reflü her kişide aynı belirtilerle ortaya çıkmaz. Bazı kişilerde mide yanması ön plandayken, bazılarında boğaz şikâyetleri, öksürük veya ses kısıklığı daha belirgin olabilir.
Belirtiler özellikle yemeklerden sonra, büyük öğünlerin ardından, öne eğilirken veya yatıldığında daha fazla hissedilebilir.
Reflüde görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:
Göğüste yanma hissi: Reflünün en karakteristik belirtilerinden biridir. Genellikle göğüs kemiğinin arkasında hissedilen yanma, mide bölgesinden başlayarak yukarıya ve boğaza doğru ilerleyebilir. Özellikle yemeklerden sonra veya yatarken artabilir.
Ağza acı veya ekşi su gelmesi: Mide içeriğinin yemek borusundan yukarı çıkarak boğaza veya ağıza ulaşması sonucunda ortaya çıkar. Kişi ağzında ekşi, acı veya asidik bir tat hissedebilir. Bazen tüketilen yiyeceklerin tekrar ağza geldiği hissi de oluşabilir.
Mide yanması: Midenin üst bölümünde hissedilen yanma ve rahatsızlık reflü ile birlikte görülebilir. Ancak mide yanması gastrit, ülser veya fonksiyonel dispepsi gibi farklı sindirim sistemi sorunlarında da ortaya çıkabileceği için tek başına reflü tanısı koydurmaz.
Göğüs ağrısı: Reflü bazı kişilerde göğüs bölgesinde ağrı veya baskı hissine neden olabilir. Bu ağrı özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkabilir. Ancak göğüs ağrısının kalp ve akciğer hastalıkları gibi ciddi nedenleri de olabileceği için yeni başlayan, şiddetli veya açıklanamayan göğüs ağrıları yalnızca reflüye bağlanmamalıdır.
Boğazda yanma ve tahriş: Mide içeriğinin yemek borusunun üst bölümlerine ve boğaza kadar ulaşması, boğazda yanma, tahriş veya rahatsızlık hissine neden olabilir.
Sürekli boğaz temizleme ihtiyacı: Bazı kişiler özellikle sabah saatlerinde veya yemeklerden sonra sürekli boğazını temizleme ihtiyacı hissedebilir. Ancak bu şikâyet alerji, geniz akıntısı ve farklı kulak-burun-boğaz hastalıklarında da görülebilir.
Ses kısıklığı: Boğaz ve gırtlak bölgesinin mide içeriğinden etkilenmesi ses kısıklığına katkıda bulunabilir. Özellikle sabahları daha belirgin olan veya uzun süredir devam eden ses değişikliklerinde farklı nedenlerin de araştırılması gerekir.
Kronik öksürük: Reflü, uzun süren öksürüğün olası nedenlerinden biri olabilir. Özellikle yemeklerden sonra veya yatınca artan kuru öksürük reflü ile ilişkili olabilir. Bununla birlikte, astım, alerji, enfeksiyonlar ve kullanılan bazı ilaçlar da kronik öksürüğe neden olabileceğinden yalnızca reflü üzerinden değerlendirme yapılmamalıdır.
Yutma güçlüğü: Besinlerin yemek borusundan geçerken takıldığı hissi veya yutmanın zorlaşması reflüye bağlı yemek borusu tahrişi veya darlık gibi komplikasyonlarda görülebilir. Yutma güçlüğü özellikle değerlendirilmesi gereken bir belirtidir.
Yutarken ağrı: Yemek borusunda belirgin tahriş veya farklı bir problem bulunması durumunda yutma sırasında ağrı ortaya çıkabilir. Bu şikâyet de tıbbi değerlendirme gerektirir.
Bulantı: Reflüsü olan bazı kişilerde özellikle yemeklerden sonra bulantı hissi görülebilir. Ancak bulantı birçok farklı sindirim sistemi hastalığında ortaya çıkabildiğinden tek başına reflüyü göstermez.
Geğirme ve hazımsızlık hissi: Yemeklerden sonra sık geğirme, üst karında dolgunluk ve hazımsızlık reflüye eşlik edebilir. Bu belirtiler gastrit ve fonksiyonel dispepsi gibi farklı durumlarda da görülebilir.
Reflü belirtilerinin şiddeti hastalığın derecesiyle her zaman birebir ilişkili olmayabilir. Bazı kişilerde yoğun şikâyetler olmasına rağmen endoskopide belirgin hasar görülmeyebilir. Bazı kişilerde ise belirtiler daha hafif olmasına rağmen yemek borusunda tahriş bulunabilir.
Bu nedenle özellikle uzun süredir devam eden belirtilerde yalnızca şikâyetlerin şiddetine bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir.
Gece Reflüsü Belirtileri Nelerdir?
Gece reflüsü, mide içeriğinin özellikle yatış pozisyonunda yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkan şikâyetleri ifade eder. Yatarken yerçekiminin koruyucu etkisinin azalması ve yatmaya yakın yemek yenmesi bazı kişilerde gece belirtilerinin daha belirgin hâle gelmesine neden olabilir.
Gece reflüsünde görülebilecek belirtiler şunlardır:
Yatınca başlayan veya artan göğüste yanma
Uykudan uyandıran mide yanması
Ağza acı veya ekşi sıvı gelmesi
Boğazda yanma veya tahriş
Gece öksürüğü
Sabahları ses kısıklığı
Sabah boğazda rahatsızlık veya kötü tat
Gece sık uyanma ve uyku kalitesinin bozulması
Özellikle akşam geç saatlerde büyük porsiyonlarla yemek yemek ve yedikten kısa süre sonra yatmak gece reflüsünü artırabilir.
Gece boyunca tekrarlayan şikâyetler uyku kalitesini etkileyebilir. Bununla birlikte, gece öksürüğü, nefesle ilgili yakınmalar veya göğüs ağrısı yalnızca reflüye özgü değildir. Bu tür belirtiler sık tekrarlıyorsa, nedenin belirlenmesi için doktor değerlendirmesi gerekir.

4. Reflü Olduğu Nasıl Anlaşılır?
Reflü çoğu zaman kişinin yaşadığı tipik belirtiler ve sağlık öyküsü değerlendirilerek anlaşılabilir. Her reflü şüphesinde endoskopi, pH metre veya başka bir ileri inceleme yapılması gerekmez. Ancak belirtilerin özelliklerine göre tanıyı doğrulamak veya başka hastalıkları dışlamak amacıyla ek testler istenebilir.
Değerlendirme sırasında özellikle şu noktalar sorgulanabilir:
Mide veya göğüste yanmanın ne sıklıkla görüldüğü
Şikâyetlerin yemeklerden sonra artıp artmadığı
Ağza acı veya ekşi su gelip gelmediği
Belirtilerin gece veya yatınca artıp artmadığı
Yutma güçlüğü bulunup bulunmadığı
Kilo kaybı olup olmadığı
Kusma veya sindirim sistemi kanaması belirtilerinin bulunup bulunmadığı
Kullanılan ilaçlar
Sigara ve alkol kullanımı
Beslenme alışkanlıkları
Daha önce tanı konmuş mide veya yemek borusu hastalıkları
Tipik reflü belirtileri bulunan ve alarm bulguları olmayan kişilerde hekim ilk aşamada yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun tedavi ile belirtilerin seyrini takip edebilir.
Ancak tanının net olmadığı, şikâyetlerin tedaviye rağmen devam ettiği veya komplikasyon düşündüren belirtilerin bulunduğu durumlarda ileri incelemelere ihtiyaç duyulabilir.
Özellikle yutma güçlüğü, yutarken ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli kusma, kanlı kusma, siyah-katran görünümünde dışkı veya açıklanamayan kansızlık gibi durumlarda değerlendirme geciktirilmemelidir.
5. Reflü İçin Hangi Testler Yapılır?
Reflü değerlendirmesinde herkese uygulanan tek bir test yoktur. Yapılacak inceleme; belirtilerin özelliklerine, şikâyetlerin ne kadar süredir devam ettiğine, tedaviye verilen yanıta ve komplikasyon şüphesine göre belirlenir.
Reflü değerlendirmesinde kullanılabilen başlıca yöntemler şunlardır:
Üst gastrointestinal sistem endoskopisi
Özofageal pH izlemi / 24 saatlik pH metre
pH-impedans testi
Özofagus manometrisi
Gerekli durumlarda farklı görüntüleme veya laboratuvar testleri
Bu testlerin her biri farklı bir soruya cevap verir. Örneğin, endoskopi yemek borusunun yapısını ve olası hasarı değerlendirirken, pH ölçümü yemek borusunun ne kadar süre aside maruz kaldığını gösterebilir.
Endoskopi Reflüyü Gösterir mi?
Endoskopi, reflünün yemek borusunda oluşturduğu hasarı ve reflüye benzeyen şikâyetlere neden olabilecek bazı hastalıkları değerlendirebilir. Ancak endoskopinin normal olması reflünün kesin olarak olmadığı anlamına gelmez.
Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde ağızdan ilerletilen ince ve esnek bir kamera yardımıyla:
Yemek borusu
Mide
Onikiparmak bağırsağının başlangıç bölümü
görüntülenebilir.
Endoskopi sırasında reflüye bağlı özofajit, yani yemek borusunun iç yüzeyindeki tahriş ve iltihaplanma görülebilir. Ayrıca ülser, darlık, Barrett özofagusu veya şikâyetlere neden olabilecek farklı yapısal problemler değerlendirilebilir.
Gerekli görülürse işlem sırasında küçük doku örnekleri, yani biyopsi, alınabilir. Bu örnekler mikroskobik incelemeye gönderilerek farklı hastalıkların araştırılmasına yardımcı olabilir.
Her reflü hastasına endoskopi yapılması gerekmez. Özellikle yutma güçlüğü, kanama bulguları, açıklanamayan kilo kaybı veya tedaviye rağmen devam eden şikâyetler gibi durumlarda hekim endoskopi planlayabilir.
24 Saatlik pH Metre Testi
24 saatlik pH metre testi, yemek borusuna ne sıklıkta ve ne kadar süreyle asit kaçtığını değerlendirmeye yardımcı olur. Özellikle reflü tanısının net olmadığı durumlarda önemli bilgiler sağlayabilir.
Test sırasında ince bir kateter burundan geçirilerek yemek borusuna yerleştirilebilir. Kateterin bağlı olduğu kayıt cihazı belirli bir süre boyunca yemek borusundaki pH değişikliklerini takip eder.
Kişiden test süresince:
Yemek yediği saatleri,
Uyuduğu ve uyandığı zamanları,
Mide yanması veya göğüs ağrısı gibi belirtilerin ortaya çıktığı anları
kaydetmesi istenebilir.
Böylece belirtilerin gerçekten reflü ataklarıyla aynı zamanda ortaya çıkıp çıkmadığı değerlendirilebilir.
Bazı durumlarda kateter yerine endoskopi sırasında yemek borusuna yerleştirilen kablosuz bir kapsül sistemi de kullanılabilir.
pH-İmpedans Testi
pH-impedans testi, yemek borusunda gerçekleşen hem asitli hem de asit dışı geri kaçışların değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle yalnızca asit düzeyini ölçmekten daha farklı bilgiler sağlayabilir.
Bazı kişilerde reflü şikâyetleri bulunmasına rağmen geri kaçan mide içeriği belirgin şekilde asidik olmayabilir. Bu durumda yalnızca pH ölçümü tüm reflü ataklarını göstermeyebilir.
İmpedans yöntemi yemek borusu içerisindeki sıvı ve gaz hareketlerini algılayarak içeriğin aşağıdan yukarı doğru hareket edip etmediğini belirleyebilir. pH ölçümüyle birlikte kullanıldığında ise geri kaçan içeriğin asitli olup olmadığı hakkında da bilgi sağlar.
Bu test özellikle:
Reflü tanısının net olmadığı,
Tedaviye rağmen şikâyetlerin devam ettiği,
Asit dışı reflüden şüphelenildiği,
Belirtiler ile reflü atakları arasındaki ilişkinin araştırıldığı
durumlarda hekim tarafından planlanabilir.
Özofagus Manometrisi
Özofagus manometrisi, yemek borusu kaslarının ve yemek borusunun alt bölümündeki sfinkterin çalışma düzenini ölçen bir testtir. Reflüyü doğrudan gösteren temel testlerden biri değildir.
Test sırasında burundan yemek borusuna ilerletilen ince bir kateter yardımıyla yutma sırasında oluşan kasılmalar ve basınç değişiklikleri ölçülür.
Özofagus manometrisi ile:
Yemek borusunun kasılma gücü,
Kasılmaların koordinasyonu,
Alt özofagus sfinkterinin basıncı ve fonksiyonu
değerlendirilebilir.
Özellikle yutma güçlüğü bulunan kişilerde yemek borusunun hareket bozukluklarını araştırmak amacıyla kullanılabilir. Ayrıca bazı reflü testleri veya cerrahi tedaviler öncesinde yemek borusunun fonksiyonlarını değerlendirmek için istenebilir.
Dolayısıyla manometri her reflü şikâyeti bulunan kişiye yapılan rutin bir test değildir.
6. Reflü Kan Tahlilinde Çıkar mı?
Reflüyü doğrudan gösteren özel bir kan tahlili bulunmamaktadır. Reflü tanısı kişinin belirtileri, sağlık öyküsü ve gerekli durumlarda endoskopi veya özofageal pH izlemi gibi yöntemlerle değerlendirilir.
Bununla birlikte, kan tahlilleri tamamen gereksiz değildir. Kişinin şikâyetlerine göre reflüye benzer belirtilere neden olabilecek başka sağlık sorunlarının araştırılması, komplikasyonların değerlendirilmesi veya genel sağlık durumunun incelenmesi amacıyla laboratuvar testleri istenebilir.
Hekim gerekli gördüğünde şu testlerden yararlanabilir:
Tam Kan Sayımı (Hemogram): Kansızlık veya farklı hematolojik durumların değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Özellikle sindirim sistemi kanaması şüphesi bulunan kişilerde hemoglobin ve hematokrit gibi değerler önem kazanabilir.
Demir ve ferritin: Demir eksikliği veya demir eksikliği anemisi araştırılırken değerlendirilebilir. Açıklanamayan kansızlık bulunması durumunda sindirim sistemi kaynaklı nedenlerin de araştırılması gerekebilir.
B12 vitamini ve folat: Uzun süreli sindirim sistemi şikâyetleri bulunan veya beslenme yetersizliği düşünülen kişilerde doktor tarafından değerlendirilebilir.
Karaciğer fonksiyon testleri: Üst karın bölgesindeki şikâyetlerin değerlendirilmesi sırasında karaciğer ve safra sistemiyle ilişkili olabilecek durumların araştırılması amacıyla biyokimya testleri planlanabilir.
Böbrek fonksiyon testleri ve elektrolitler: Genel sağlık değerlendirmesi veya eşlik eden farklı şikâyetlere göre istenebilir.
Kan şekeri ve diğer biyokimya testleri: Kişinin genel sağlık durumu ve eşlik eden hastalıklarına göre değerlendirme kapsamına alınabilir.
Reflü tanısı için rutin olarak yapılan özel bir hormon testi de bulunmamaktadır. Ancak kişinin mevcut şikâyetleri, sağlık öyküsü veya eşlik eden farklı belirtileri doğrultusunda hekim gerekli görürse tiroid fonksiyon testleri gibi hormon testlerini isteyebilir.
Burada önemli olan, kan tahlili veya biyokimya testlerinin reflüyü teşhis etmek için değil, gerekli görülen durumlarda genel değerlendirmeyi desteklemek ve başka nedenleri araştırmak amacıyla kullanıldığını bilmektir.
7. Helicobacter Pylori Reflü Yapar mı?
Helicobacter pylori (H. pylori) enfeksiyonu ile reflü aynı durum değildir ve H. pylori, reflünün doğrudan nedeni olarak kabul edilmez. H. pylori daha çok mide mukozasında enfeksiyona yol açarak gastrit ve peptik ülser gibi hastalıklarla ilişkilidir.
H. pylori, mideye yerleşebilen bir bakteridir. Bazı kişilerde hiçbir belirti oluşturmazken bazı kişilerde:
Üst karında ağrı veya yanma,
Hazımsızlık,
Şişkinlik,
Bulantı,
Yemek sonrası rahatsızlık
gibi belirtilere neden olabilir.
Bu belirtilerin bir bölümü reflü şikâyetleriyle benzerlik gösterebilir. Bu nedenle kişi yaşadığı mide yakınmalarını reflü olarak değerlendirse de altta farklı bir mide problemi bulunabilir.
Sadece tipik reflü belirtilerinin bulunması, tek başına H. pylori testi yapılmasını gerektirmez. H. pylori araştırılıp araştırılmayacağı kişinin belirtileri, sağlık öyküsü ve doktor değerlendirmesine göre belirlenmelidir.
H. pylori enfeksiyonunun değerlendirilmesinde kullanılabilen yöntemler arasında:
Üre nefes testi,
Dışkıda H. pylori antijen testi,
Endoskopi sırasında alınan biyopsi örneklerinin incelenmesi
bulunur.
H. pylori tanısında kullanılacak yöntemin seçimi kişinin mevcut durumuna göre değişebilir. Ayrıca bazı mide ilaçları, antibiyotikler ve bizmut içeren tedaviler test sonuçlarını etkileyebileceğinden, test öncesi hazırlık konusunda doktorun veya laboratuvarın yönlendirmelerine uyulması önemlidir.
8. Gastrit ile Reflü Arasındaki Fark Nedir?
Gastrit ve reflü aynı hastalık değildir. Gastrit mide iç yüzeyinin iltihaplanması veya hasarlanmasıyla ilişkiliyken, reflü mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır.
İki durumun belirtileri birbirine benzeyebildiği için günlük yaşamda sıklıkla karıştırılır.
Reflüde daha sık görülen şikâyetler:
Göğüs kemiğinin arkasında yanma
Ağza acı veya ekşi su gelmesi
Yemek sonrası veya yatınca artan şikâyetler
Boğazda yanma
Bazı kişilerde kronik öksürük veya ses kısıklığı
Gastritte daha sık görülebilen şikâyetler:
Midenin üst bölümünde ağrı veya yanma
Bulantı
Hazımsızlık
Yemek sonrası dolgunluk
İştahsızlık
Ancak yalnızca belirtilere bakarak iki hastalığı kesin şekilde birbirinden ayırmak her zaman mümkün değildir. Ayrıca aynı kişide hem gastrit hem de reflü bulunabilir.
Gastritin nedenleri arasında H. pylori enfeksiyonu, bazı ilaçların uzun süreli kullanımı ve farklı faktörler bulunabilir. Reflüde ise mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasını önleyen mekanizmaların bozulması ön plandadır.
Şikâyetler sık tekrarlıyorsa veya uzun süredir devam ediyorsa, doğru nedenin belirlenmesi için doktor değerlendirmesi ve gerekli görülen testlerin yapılması önemlidir.

9. Reflü Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Uzun süre devam eden ve kontrol altına alınmayan reflü, bazı kişilerde yemek borusunda tahrişe ve çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Ancak reflüsü olan herkeste komplikasyon gelişeceği anlamına gelmez.
Mide asidi ve diğer mide içeriğinin yemek borusuyla sürekli temas etmesi zaman içerisinde yemek borusunun iç yüzeyini etkileyebilir.
Uzun süreli reflü ile ilişkili olabilecek durumlar şunlardır:
Özofajit: Mide içeriğinin yemek borusunu sürekli tahriş etmesi sonucunda yemek borusunda iltihaplanma meydana gelebilir. Bu durum yanma, ağrı ve yutma sırasında rahatsızlığa neden olabilir.
Yemek borusu ülseri: Şiddetli ve uzun süreli tahriş yemek borusunun iç yüzeyinde yaraların oluşmasına yol açabilir. Bazı durumlarda bu yaralar kanamaya neden olabilir.
Yemek borusunda darlık: Tekrarlayan hasar ve iyileşme süreçleri yemek borusunda nedbe dokusunun oluşmasına ve kanalın daralmasına neden olabilir. Bunun sonucunda özellikle katı gıdaları yutarken takılma veya yutma güçlüğü görülebilir.
Barrett özofagusu: Uzun süreli reflü bazı kişilerde yemek borusunun alt bölümündeki hücrelerin yapısında değişikliklere neden olabilir. Barrett özofagusu bulunan kişilerin doktor tarafından uygun şekilde takip edilmesi gerekir.
Reflü belirtilerinin uzun süre görmezden gelinmemesinin nedeni yalnızca günlük rahatsızlığı azaltmak değildir. Özellikle sık tekrarlayan şikâyetlerde yemek borusunun uzun dönemli etkilenmesini önlemek açısından uygun değerlendirme ve takip önemlidir.
10. Reflü Şikâyetlerini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Reflü şikâyetlerini azaltmak için beslenme ve günlük yaşam alışkanlıklarında bazı değişiklikler yapılabilir. Ancak hangi önlemin etkili olduğu kişiden kişiye değişebileceği için kişinin kendi tetikleyicilerini belirlemesi önemlidir.
Günlük yaşamda uygulanabilecek bazı yöntemler şunlardır:
Porsiyonları küçültmek: Tek seferde çok fazla yemek yerine daha kontrollü porsiyonlar tercih etmek midenin aşırı dolmasını önleyebilir.
Yemekten hemen sonra yatmamak: Özellikle akşam öğününden sonra hemen uzanmak reflü şikâyetlerini artırabilir. Yatmadan önce yemekle uyku arasında yeterli süre bırakılması yararlı olabilir.
Gece geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınmak: Yağlı ve büyük öğünler gece reflüsünün artmasına neden olabilir.
Kişisel tetikleyici besinleri belirlemek: Kahve, çikolata, domates, narenciye, baharatlı yiyecekler veya farklı besinler bazı kişilerde şikâyetleri artırabilir. Her besini gereksiz yere kısıtlamak yerine belirtilerle ilişkili olan gıdaların takip edilmesi daha doğru olabilir.
Fazla kilo varsa kilo yönetimini değerlendirmek: Fazla kilo karın içi basıncını artırarak reflü oluşumunu kolaylaştırabilir. Uygun kişilerde sağlıklı kilo kaybı belirtilerin azalmasına katkıda bulunabilir.
Sigara kullanımından kaçınmak: Sigara reflü mekanizmalarını olumsuz etkileyebileceği için bırakılması genel sağlık açısından olduğu kadar reflü açısından da önemlidir.
Gece reflüsünde yatış düzenini değerlendirmek: Gece belirtileri belirgin olan bazı kişilerde yatak başının uygun şekilde yükseltilmesi yararlı olabilir. Yalnızca ekstra yastık kullanmak yerine üst gövdeyi destekleyen uygun bir yükseltme tercih edilmesi gerekebilir.
Reflü şikâyetlerini azaltmak amacıyla kontrolsüz şekilde uzun süre ilaç kullanılmamalıdır. Şikâyetler sık tekrarlıyorsa veya yaşam tarzı değişikliklerine rağmen devam ediyorsa, doktor değerlendirmesi gerekir.
Özellikle yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı, kanlı kusma, siyah dışkı veya şiddetli göğüs ağrısı gibi belirtiler varsa, yalnızca evde uygulanabilecek yöntemlerle zaman kaybedilmemelidir.
11. İnvitro Laboratuvarı'nda Reflü Şikâyetlerinin Değerlendirilmesine Yönelik Laboratuvar Testleri
Reflünün doğrudan tanısını koyan özel bir kan testi bulunmaz. Ancak reflü veya benzer mide-bağırsak şikâyetleri bulunan kişilerde hekim tarafından gerekli görülmesi hâlinde, genel sağlık durumunun değerlendirilmesi ve belirtilere eşlik edebilecek farklı durumların araştırılması amacıyla çeşitli laboratuvar testleri planlanabilir.
İnvitro Laboratuvarı'nda kişinin şikâyetleri ve hekimin talebi doğrultusunda uygulanabilecek testler arasında:
Tam Kan Sayımı (Hemogram): Kansızlık ve kan hücreleriyle ilişkili değişikliklerin değerlendirilmesine yardımcı olur.
Demir ve ferritin: Demir eksikliğinin araştırılmasında kullanılabilir.
B12 vitamini ve folat: Beslenme durumunun veya olası vitamin eksikliklerinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Karaciğer fonksiyon testleri: ALT, AST, GGT, ALP ve bilirubin gibi biyokimya parametreleri gerekli durumlarda değerlendirilebilir.
Böbrek fonksiyon testleri: Kreatinin, üre ve gerekli görülen diğer biyokimya testleri ile böbrek fonksiyonları değerlendirilebilir.
Kan şekeri: Genel metabolik değerlendirme kapsamında istenebilir.
Tiroit ve diğer hormon testleri: Reflünün rutin tanı testleri değildir. Ancak kişinin farklı şikâyetleri veya sağlık öyküsü doğrultusunda hekim gerekli görürse hormon testleri planlanabilir.
Uygun klinik durumlarda H. pylori enfeksiyonunun araştırılmasına yönelik laboratuvar yöntemlerinden yararlanılabilir.
Hangi testlerin yapılacağı herkeste aynı değildir. Örneğin yalnızca tipik reflü şikâyeti bulunan bir kişinin geniş kapsamlı kan tahlilleri yaptırması her zaman gerekli olmayabilir. Testler kişinin belirtileri, yaşı, sağlık öyküsü, kullandığı ilaçlar ve doktor değerlendirmesine göre planlanmalıdır.
Kan örneği gerektiren uygun laboratuvar testleri için İnvitro Laboratuvarı'nın evde kan alma hizmetinden de yararlanılabilir. Uzman sağlık personeli tarafından bulunduğunuz ortamda alınan kan örneği, uygun koşullarda laboratuvara ulaştırılarak analiz edilir. Özellikle laboratuvara gelmekte zorlanan veya kan alma işlemini evinde gerçekleştirmek isteyen kişiler için bu hizmet pratik bir alternatif sunabilir.
Test öncesinde açlık veya farklı bir hazırlık gerekip gerekmediği yapılacak analize göre değişebilir. Bu nedenle kan tahlili, biyokimya testleri veya diğer laboratuvar analizleri öncesinde laboratuvardan bilgi alınması önemlidir.
12. Reflü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
1. Reflü tamamen geçer mi?
Reflü şikâyetleri uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle ve gerekli durumlarda doktor tarafından planlanan tedaviyle önemli ölçüde kontrol altına alınabilir. Ancak reflünün seyri kişiden kişiye değişir ve bazı kişilerde uzun dönemli takip gerekebilir.
2. Reflü kan tahlilinde belli olur mu?
Hayır. Reflüyü doğrudan gösteren özel bir kan tahlili yoktur. Kan tahlili ve biyokimya testleri gerekli durumlarda reflüye benzeyen şikâyetlerin başka nedenlerini araştırmak veya kişinin genel sağlık durumunu değerlendirmek amacıyla kullanılabilir.
3. Reflü için endoskopi şart mı?
Hayır. Her reflü şikâyeti bulunan kişiye endoskopi yapılması gerekmez. Endoskopi özellikle alarm belirtileri bulunan, tedaviye rağmen şikâyetleri devam eden veya yemek borusunda komplikasyon şüphesi olan kişilerde doktor tarafından planlanabilir.
4. Reflü için hangi bölüme gidilir?
Reflü ve diğer sindirim sistemi hastalıklarının değerlendirilmesinde gastroenteroloji bölümüne başvurulabilir. İlk değerlendirme aile hekimi veya iç hastalıkları uzmanı tarafından da yapılabilir ve gerekli görülürse gastroenterolojiye yönlendirme sağlanabilir.
5. Gastrit ve reflü aynı şey midir?
Hayır. Gastrit mide iç yüzeyinin iltihaplanması veya hasarlanmasıyla ilişkiliyken, reflü mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. İki hastalık farklıdır, ancak bazı belirtileri benzer olabilir ve aynı kişide birlikte görülebilir.
6. Helicobacter pylori reflüye neden olur mu?
H. pylori reflünün doğrudan nedeni olarak kabul edilmez. Bakteri daha çok gastrit ve peptik ülser gibi mide hastalıklarıyla ilişkilidir. Ancak bu hastalıkların bazı belirtileri reflüyle benzer olduğu için iki durum birbiriyle karıştırılabilir.
7. Reflü öksürük yapar mı?
Evet, reflü bazı kişilerde kronik öksürükle ilişkili olabilir. Özellikle yemeklerden sonra veya yatınca artan öksürük reflüyü düşündürebilir; ancak alerji, astım, enfeksiyonlar ve farklı hastalıklar da kronik öksürüğe yol açabileceği için değerlendirme yapılmalıdır.
8. Reflü boğazda yanma ve ses kısıklığı yapar mı?
Reflü bazı kişilerde boğazda yanma, tahriş, sık boğaz temizleme ihtiyacı ve ses kısıklığı gibi belirtilerle ilişkili olabilir. Ancak bu belirtiler reflüye özgü değildir ve kulak-burun-boğaz hastalıkları başta olmak üzere farklı nedenlerden de kaynaklanabilir.
9. Reflü göğüs ağrısı yapar mı?
Evet. Reflü göğüs kemiğinin arkasında yanma veya ağrı oluşturabilir. Ancak göğüs ağrısı kalp ve akciğer hastalıkları gibi ciddi durumlarda da görülebildiğinden, özellikle yeni başlayan, şiddetli veya açıklanamayan göğüs ağrısı yalnızca reflüye bağlanmamalıdır.
10. Reflü sırt ağrısı yapar mı?
Reflüde ağrı bazı kişiler tarafından göğüs ve çevresinde farklı bölgelerde hissedilebilir. Ancak sırt ağrısının kas-iskelet sistemi, safra kesesi, pankreas ve farklı organlarla ilişkili birçok nedeni bulunduğundan, sürekli veya şiddetli sırt ağrısı doğrudan reflü olarak değerlendirilmemelidir.
13. İletişim ve Destek
Reflü; mide yanması, ağza acı veya ekşi su gelmesi, göğüste yanma, boğazda rahatsızlık ve bazı kişilerde kronik öksürük gibi farklı şikâyetlerle ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtiler yalnızca reflüye özgü değildir. Gastrit, ülser, H. pylori enfeksiyonu ve farklı sindirim sistemi hastalıkları da benzer yakınmalara neden olabilir. Bu nedenle özellikle sık tekrarlayan veya uzun süredir devam eden şikâyetlerde doğru değerlendirme önemlidir.
Reflünün doğrudan tanısını koyan bir kan tahlili bulunmasa da kişinin belirtileri ve hekimin değerlendirmesi doğrultusunda hemogram, demir, ferritin, B12, folat, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını içeren biyokimya testleri ile gerekli görülen diğer laboratuvar analizleri yapılabilir. Uygun durumlarda H. pylori enfeksiyonunun araştırılmasına yönelik testlerden de yararlanılabilir.
İnvitro Laboratuvarı, Kadıköy Moda'da laboratuvar testlerinin güvenilir ve standartlara uygun şekilde gerçekleştirilmesine yönelik hizmet sunmaktadır. Kan örneği gerektiren uygun testlerde evde kan alma hizmetinden de yararlanabilirsiniz.
Reflü veya tekrarlayan mide şikâyetleriniz nedeniyle hekiminiz tarafından laboratuvar testi istendiyse, test süreci, test öncesi hazırlık koşulları ve evde kan alma hizmeti hakkında detaylı bilgi almak için İnvitro Laboratuvarı ile iletişime geçebilirsiniz.
Size en kısa sürede ulaşabilmemiz ve sorularınızı yanıtlayabilmemiz için 0216 414 44 55 numaralı telefondan bize ulaşabilir veya invitro@invitro.com.tr adresine e-posta göndererek destek alabilirsiniz.
Referanslar:



Yorumlar